Archives for Nisan, 2009

Baba Bana Garaj Yapsana

Baba Bana Garaj Yapsana

Microsoft, Facebook, Apple, Google gibi küresel dev haline gelmiş bir takım şirketlerin kuruluş hikayesine baktığımızda muhakkak karşımıza bir garaj çıkıyor. İlginç bir rastlantı gibi geliyor bana ama sanırım bu tamamen Amerikan yaşam tarzının bir konusu olarak değerlendirilmeli.
Akampüs’ün yaratıcısı İbrahim ÜĞDÜL ile sohbet ederken demiştimki, akampus eğer Amerika’dan çıkan bir proje olsaydı herhalde küresel bir markaya …

Bağdat Ocakbaşı: Adana Dürümcüsü

Bağdat Ocakbaşı: Adana Dürümcüsü

Yahu ben şu Güngören’deki Bağdat Ocakbaşı’nı anlamıyorum. Baştan söylüyorum bu bir reklam yazısı falan değildir-) Varyaaa, bir tane Adana Kebap yeseniz ruhuma kırk sene fatiha okumazsanız hiç bir şey bilmiyorum-) Güngören’de üç tane Bağdat Ocakbaşı var ancak bu sadece dürüm yapan restoranı. Giderseniz karıştırmayasınız diye söylüyorum.
Bazen gittiğimizde yer bulamıyoruz. Saat kaçta mı gidiyoruz? Gece on …

Dürüstlük: En Büyük Sermaye

Dürüstlük: En Büyük Sermaye

Ortaokul 2. sınıfa gittiğim yıldı sanırım. Bir hafta başı yine haftalık harçlığımı almak üzere Allah rahmet eylesin rahmetlik babamın yanına gitmiştim. Annemle birlikte evde oturmuş sohbet ediyorlarken annem harçlık isteyeceğimi farketmiş olacakki, anında duruma müdahale edip bir şekilde babamın yanından uzaklaştırdı beni. Tabi küçücük aklımla olan bitenden bihaberim.
Anneme neler olduğunu sorunca, maddi durumlarımızın pek iyi …

İş Planı Krizleri

İş Planı Krizleri

Birçok projeyi hayal etmişimdir çocukluğumdan bu yana. Tıpkı herkesin birşeyleri hayal ettiği gibi. Tabiki, birşeyi yapabilmek hayal etmek ile başlıyor. Bu olmalı fakat devamında bir proje planının çıkarılıp süreç yapılandırılması ve riskler  üzerine ciddi ciddi düşünülmesi gerekir diyesim geliyor artık. Diyesim geliyor diyorum çünkü bu plansızlıklar yüzünden hata üzerine hata yaptım.
Yaptığım hiç birşeyden pişman değilim …

G-Star Çocukları

G-Star Çocukları

Yahu cadde çocuklarına bazen hak vermiyor değilim. Adam gidiyor G Star özel üretim diye beşyüz $ para veriyor ne kızardım! Ama artık kızamıyorum. Anlamaya çalıştıkça markalaşma şifrelerini çözüyor gibi oluyorum. İnşallah gerçekten çözüyoruzdur. Avunmayalım boş yere.
Aynı kalite ve benzer tasarım iki üründen pahalı olanı tercih ediliyorsa durup biraz düşünmek gerekmez mi? Bu insanlara Allah akıl …

Sturbucks Efsanesi ve Bizim Kahveci Mehmet Efendi

Sturbucks Efsanesi ve Bizim Kahveci Mehmet Efendi

Vallahi ne yalan söyleyeim ben de Starbucks manyaklarındanım. Neden mi? Anlatayım öyleyse. Starbucks’a gidip bir kahve içmeye beni iten aslında dört neden var. Yani kahveyi satın almamda tek etken kahvenin tadının güzelliği vs değil. Bu sadece bir etken anlatabiliyor muyum?
Bir kere Starbucks mağazalarına girerken direkt burnuma gelen kahve kokusu mayhoş eder beni. O koku yok …

Duyular ve Marka

Duyular ve Marka

Tüm öğrendiklerimizi beş duyu organımızı kullanarak öğreniriz diyordu bir bilge (ismi bende saklı). Bunu biraz düşündüğümüzde aslında coca colanın başarı sırrını sanki anlayabiliyoruz. Mesela coca cola şişesinin tasarımı için milyonlarca dolar harcandığı şehir efsanesinden öte bir gerçeklik. Dokunma ile şişenin coca cola şişesi olduğu gayet anlaşılıyor.
— —
coca cola’nın tadına ne demeli dostlar? Var mı rakibi? …

Markalaşmayan Ölsün

Markalaşmayan Ölsün

2006′da konuştuğum bir iş adamına neden mağazalaşmıyorsunuz diye merakımdan sormuştum. Üniversiteye yeni geçmişim ya, İngilizce hazırlık bölümü bitmiş lisans derslerini yeni almaya başlıyorum. Steve Jobs ukalalığı o yıllarda hala üzerimde. İş adamı aynen şöyle demişti: “tek tek sata sata mı kazanacaksın”.

Bütün business duygularım incinmişti ama yılmadım-) Wal Mart’ın perakende sektörü ile 400 milyar $ cirolara ulaştığını söylemek bile içimden gelmemişti. Gerçekten perakende yönetimi iyi bilindiği takdirde nihai tüketici yanıltmıyor perakendecileri.

Her geçen gün kar marjları azalıyor. Bundan dolayı tekstil toptancıları tekstil Türkiye’de bitecek diyorlar. Korkarım büyük bir yanılgı içindeler. Büyük resim çok farklı şeylerden bahsediyor. Mesela mağazalaşmanın olmazsa olması gibi…

İnsan doğarken tekstil içinde ölürken de tekstil içinde. Biten birşey yok bilakis değişen birşeyler var. Sektör artık geri kalan oyuncuları eliyor. Bu çok bariz belli. Önemli olan artık değişime hızlı adapte olabilmek. Artık hızlı balık yavaş balığı yiyor. Güçlü balık hızlı manevra alamıyorsa küçük piranalar tarafından anından yok ediliyor.

Türkiye artık markalaşmanın eşiğine gelebilmiş bir ülke. Bu noktada artık bizim dünya çapında güçlü markalar çıkarabiliyor olmamız gerekiyor. Yüksek katma değerli ürünlerden bahsediyorum. Bunun için de nihai tüketiciye hitap edip artık bir emtia değil bir duygu bir marka satabiliyor olamamız gerekiyor. Belki de kim bilir beş sene sonra aracı toptancılar yok olacak. Çünkü sadece fason üretim ya da kendi markasını üretip satan fabrikalar kapanacak.

Mısır, dibimizde aynı kaliteyi daha ucuza yapabiliyorsa neden Türkiye’de ürettirsinlerki markalar? Üretimini satışa odaklayan ve nihai tüketicinin değişen ihtiyaçlarına cevap verebilen firmalarımız ayakta kalabilecekler.

Niş Mİş – 1

Niş Mİş – 1

Şimdiye kadar aldığım tüm eğitimlerden başarıya ulaşabilmek için aldığım en önemli nokta branşlaşma ve farklılaşma. Artık niş işler prim yapıyor ve krize rağmen krizle birlikte büyüyor. Teknolojinin gelişmesiyle insanlarda acayip ihtiyaçlar oluşmaya başladı. Olmayan ihtiyaçları ortaya çıkaran projeler gördükçe şaşırmadan edemiyorum. Aslında şaşıracak birşey yok da işte sanırım yine abarttım.Bazen bizden büyük insanlarla iş adamlarıyla sohbet ettiğimizde soruyoruz ne iş yapıyorsunuz diye. Adam başlıyor elli tane iş kolu saymaya. Bakın işte bu noktada şakacıktan yada abartıdan değil gerçekten şaşırıyorum. Bir insan bütün kaynaklarını bir işe verse, sadece bir işe odaklansa ve o konuda en iyi olmaya çalışsa kriz mi vururmuş adamı. Bu arada arkadaşlar sade vatandaşımız bu yazılanlardan alınmasın. Biz plansız girişimcilerden bahsediyoruz.

Odaklanma konusunda Youth Holding Başkanı Emrah KAYA rol model alınabilir. Neden mi? Eğitişim Kariyer Enstitüsünü bilmeyen yoktur sanırım. Özellikle kişisel becerilerini geliştirmek isteyen öğrenci arkadaşlarımın bir çoğu bilir. Eğitişim sayesinde iş dünyasının profesyonelleriyle öğenciler özellikle bir araya getirilmeye çalışılır. İş dünyasından ilham alınması amacıyla mesela Ceo’lardan yönetim dersleri eğitimi birçok zaman beğeniyle izlenmiştir. Youth Holding’e ait bir diğer kurum ise Uniclub Pazarlama Ajansı. Markalarla öğrenciler köprü görevi gören bu ajans sayesinde hem öğrenciler iş dünyasını daha yakından tanıma şansı bulurken diğer yandan da markalar bilinirliğini böylece artırmış oluyorlar. Planet Young Dergisi de aynı misyonu üstlenmiş bir başka Youth Holding kuruluşu. Misyon belli aslında: “İş dünyasıyla öğrenciler arasında bir köprü kurabilmek ve bu köprüden hacmi oranında öğrenci geçirebilmek”. Emrah KAYA ve ekibini takdirle izliyorum.

Bir diğer örnek de www.egitimal.com ‘ un kurucusu Cankat KALYONCU. Piyasada bir sürü yurt dışı eğitim danışmanlık şirketleri var. Rekabet hat safhada. Cankat KALYONCU ne yapıyor? Sadece yurt dışı eğitim danışmanlığı olarak bakmıyor olaya. Work And Travel kısırlığından kurtararak bir eğitim satış ajansı misyonunu yükleniyor. Sadece yurt dışı eğitim danışmanlığı mı o da değil! Peki ya ne? Yurt içi herhangi bir eğitime ihtiyaç duyduğunuzda da www.egitimal.com imdadınıza yetişiyor. Online eğitim satın alabiliyorsunuz. Web ortamında bu tür eğitim danışmanlığının handikaplarından çok avantajları var bence diyor tezimi savunmadan burada yazıya nokta koymak istiyorum.

Bir Akşam Sohbeti

Bir Akşam Sohbeti

Şu anda acayip başım ağrıyor. Sabah kahvaltısı yapamadığım gibi öğle yemeğinden bihaber saatlerce yazıyorum. Açlığımı hissetmiyorum çünkü bitkin ve iştahsızım. Ve traş olmam gerektiğini düşünüyorum hep gerçekleri konuşan duvardaki aynaya bakınca. Dün akşam Young Ceo Club’tan arkadaşım Ramazan KANMAZ’ın İtalya’dan misafiri Mavrizyo gelmiş. Sanırım Ramazan Mavrizyon’nun müşterisi. Ramazan beni aradı almaya gidelim mi diye. Ben de hazır müşterime sunumumu yapmışım işi almışım keyifliyim ve çıkmak üzereyim. Ramazan’ı aldıktan sonra bastık gittik Atatürk Havaalanı’na.Neyse aldık Mavrizyo’yu Taksim Point Hotel’e bıraktık. Arabada arkada oturuyorlardı. İş konuştular yol boyunca. Ramazan’ın şoförü gibi oldum ama olsun kardeşimin işi görülsün diyerek ezmeye çalıştım egomu. Neyse bıraktık Hotel’e misafirimizi. Ver elini Horhor. Bilirsiniz, şu Aksaray’daki meşhur kebapçıların sanırım anlaşarak bir araya geldikleri hoş bir muhit. Kebaplarımızı yedik ve KariyerGenç’in kurucusu Nurettin ÖZDOĞAN’ı aradık. O da Hisarüstünde. Horhordayız diyince muhabbet biraz daha derinleşti tabi. Nurettin de oralarda takılırken dedik bir uğrayalım.
Young Ceo Club’tan konuştuk. Nurettin genç girişimci arkadaşlara rol model olabilmek için Young Ceo Club’ın çok ciddi bir misyona sahip olduğunu söyledi. Young Ceo Club ile ilgili networking vurgusu yaparken elim Ramazan KANMAZ’ın omzundaydı. Kendisi Visconti Kalemlerinin ve birçok Avrupa markasının Türkiye Distrübütörü de ondan elim omzundaydı-)) Amacım yalakalık yapmak değil yanlış anlamayın… Ramazan KANMAZ dediğim kişi henüz bizim yaşımızda şiveye kaçan konuşmasıyla sempati uyandıran genç bir girişimci. Bazen takılıyorum “ülen Ramazan Sakıp Ağa gibi adamsın” diye. Hiç gurur yok Ramazan’da. O kadar doğal ve samimi konuşuyor ki sokakta karşılaşsanız amme hizmeti yapan birine falan benzetirsiniz. Alınmaz Ramazan tüm bu yazılanlara merak etmeyin. Gönlü boldur Ramazanımın.

Artık yazacak mecalim kalmadığından dolayı uyumak istiyorum. Ama yazmadan da edemiyorum. Bir sanat değeri olmasa da yazdıklarımın belki girişim yapmak isteyen genç arkadaşlarıma birşeyler ilham olur kabilinden sadece bildiklerimi kardeşçe aktarmaktan başka bir arzum isteğim yok.